"Omnia mutantur, nihil interit"

AlptekinObscura


Batı ve Doğu Sinemasının Felsefi ve Tarihsel Kökenlerinin Günümüze Yansıması

Doğu ve Batı sineması arasındaki fark, yalnızca kamera açılarında veya senaryo tekniklerinde gizli değildir. Bu ayrım, yüzyıllar boyunca şekillenen felsefi akımların, psikolojik ihtiyaçların ve toplumsal yapının beyaz perdeye yansıyan doğal bir uzantısıdır. Bir taraf hikayeyi devasa bir çatışma ve bireysel zafer üzerinden kurgularken, diğer taraf durumu anlamlandırma, bütünün parçası olma ve kabulleniş üzerine inşa eder. Bu iki farklı dünyayı anlamak için arka plandaki psikolojik, sosyolojik ve felsefi dinamiklere daha yakından bakmamız gerekir.

Batı Anlatısı: Aydınlanma, Varoluşçuluk ve Bireyin Mücadelesi

Batı sinemasının temel taşı olan Hero’s Journey (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu), köklerini antik Yunan trajedilerinden alır ve Hristiyanlık düşüncesindeki günah, çile ve kurtuluş döngüsüyle biçimlenir. Aydınlanma Çağı ile birlikte akılcı, bireyci ve doğaya hakim olmayı hedefleyen insan modeli, Batı anlatısının ana karakteri haline gelecektir. Psikolojik düzlemde bu yapı, Carl Jung’ın “Bireyleşme” süreci ve “Ego” kavramı etrafında döner.

Varoluşçuluk akımının da etkisiyle Batı insanı, anlamı kendi eylemleriyle yaratmak zorundadır. Jean-Paul Sartre’ın varoluş özden önce gelir ilkesi, sinemada karşılığını antagonist bir güçle savaşarak kendi kaderini çizen kahramanlarda bulur. Karakter, içine doğduğu düzene veya karşılaştığı engellere başkaldırmak, onları dönüştürmek veya yok etmek durumundadır. Çatışma, hikayenin yakıtıdır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında bu yaklaşım, Protestan iş ahlakı ve kapitalizmin beslediği bireyci toplum yapısının bir ürünüdür. Toplumsal ilerleme ve değişim, kuralları yıkan, öne çıkan ve liderlik eden sıra dışı bireyler sayesinde gerçekleşir. Dolayısıyla Batı anlatısında tatmin, ancak dış dünyadaki engel yenildiğinde ve birey kendi hedefine ulaştığında sağlanır.

Doğu Anlatısı: Taoizm, Budizm ve Uyumun Felsefesi

Çin ve Japon edebiyatından sinemaya aktarılan Kishōtenketsu yapısı ise bütünüyle Doğu felsefelerinin ve inanç sistemlerinin ürünleridir. Taoizm’deki Yin-Yang dengesi ve Wu Wei (çabasız eylem / akışa bırakma) kavramları ile Budizm’deki Anicca (geçicilik) ve Anatta (benliksizlik) anlayışları, Doğu anlatısının temellerini oluşturur.

Doğu psikolojisinde merkezde şahsi zaferler kazanan bir Ego değil, doğanın ve evrenin bir parçası olduğunu fark eden bir zihin vardır. Batı psikolojisi engelleri yıkmaya odaklanırken, Doğu düşüncesi durumla uyum sağlamayı ve kabullenmeyi öne çıkarır. Kishōtenketsu’nun ilk iki aşamasında durum derinleştirilir, üçüncü aşamada (Ten) beklenmedik bir perspektif hikayeye dahil olur ve dördüncü aşamada (Ketsu) parçalar birleşerek bir farkındalık yaratır. Çatışma yoktur; çünkü Doğu düşüncesine göre hayatın kendisi zaten çelişkilerle doludur ve amaç bu çelişkilerle savaşmak değil, onları anlamlandırmaktır.

Sosyolojik düzlemde Konfüçyüsçülükten beslenen kolektif kültürün izleri açıkça görülür. Bireyin gruptan veya doğadan ayrışarak öne çıkması bir erdem değil, çoğu zaman düzeni bozan bir durumdur. Bu nedenle Doğu sineması bir kurtarıcı yaratmak yerine atmosferi ve toplumsal dengeyi görünür kılar. Tatmin, bir zafer çığlığında değil, durumun getirdiği kabulleniş ve farkındalık anında saklıdır.

İki Farklı Dünya, İki Farklı Bakış

Bir tarafta MCU’ları, Matrixleri, Rocky’i, Forrest Gump’ı, Cast Away’i ve sayılabilecek binlerce sinema filmini yapan ve karakter gelişimini gözümüze gözümüze sokan batı, karşısında ise Miyazaki, Kurosawa ve Kim Ki-duk gibi yönetmenlerin elinden çıkan, karakterin değişmeye çabalamadığı sadece olanlar karşısında farkındalık sahibi olmaya çalıştığı bir doğu sineması vardır.

Adadan kurtulmak için doğayla savaşan bir karakter(Cast Away) ile yaptığı hatalar ve çektiği acılara rağmen doğaya teslim olan bir karakterin (Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring) mücadelesidir…İki farklı dünya, İki farklı bakış.

Bu ikisini birlikte kullanan (Parasite gibi) veya ikisine de başvurmayan (İran sineması gibi sürekli yolda olmaya değinen akımlarında Sinema tarihindeki yeri çok özeldir) pek çok senaryo yazımı ve çekim süreci mevcuttur. Ben yalnızca Heroes Journey ve Kishōtenketsu‘nun mantığına değindim.

Yorum bırakın